SAVAŞMA, BARIŞ VE SİNEMA YAP!..

Written by paradoks. Posted in Ana Sayfa, Makaleler, ParadoksFilm Atölye, topslidebar, Uncategorized

homme-a-la-camera-01-g

Published on Ekim 22, 2011 with No Comments

SAVAŞMA, BARIŞ VE SİNEMA YAP!.. 

Hepimiz Sinemacıyız…

Aristoteles’in dediği gibi, kurmaca (fiction), bir ilişkilendirme ve yapılandırma operasyonu olarak yaşama biçim ve anlam verdiği için.

Ranciere’in altını çizdiği gibi, olgusal gerçekliği düşünebilmenin, onu önce kurgulamaktan, yani kavranılır mantıksal bir yapı haline getirmekten geçtiği için. 

Bu anlamda, hepimiz kurguluyoruz.

Yaşama biçim ve anlam veriyoruz; gerçekliği yapılandırıyoruz, düşünüyoruz.

Yani hepimiz sine-masallar anlatıyoruz.

Yani “Hepimiz Sinemacıyız”. 

Bir paradoksal özneleşme ve “özdeşleşme” olarak:

“Hepimiz, İstanbul’da, Küçükçekmece’de, Halkalı’da, Diyarbakır’da, Lice’de, Kızıltepe´de ölen çocuklarız”, demek gibi…

Sinema şeridinin imgeleminden çıkıp gelen insanlarla “Hepimiz Sinemacıyız” derken, özünde bir sine-masal fikir olarak biz bu topraklar üzerinde hep birlikte yaşayan demokratik bir halkız diyoruz. 

Yani herkes yaşamda kendi mesleğinin yanında bir de “sinema” yaptığı için bir objektif zemin haklılığı bulanarak “Hepimiz sinemacıyız” demiyoruz.

Yüreklerin yandığı ve duyguların kabardığı bir toplumsal atmosferde, sadece etnik kimliklerin tüm halkın özdeşleşeceği tek özne-isimler olarak sunulmasının sokak linçlerine varan tehlikeli sonuçlarına dikkat çekmek ve tüm bunların dışında düşünceyi yeniden devreye sokan, paradoksal-demokratik öznellik önermelerinde bulunmak gerektiğini için diyoruz… 

Kısacası, “Hepimiz Sinemacıyız”, diyerek, bu topraklarda ne tür bir demokratik “toplum öznelliği” kurgulamakta olduğumuz sorusunu soruyoruz.

Ne yapmalı?

Ne tür bir öznel kurmaca kurgulamalı?
 
Bu güzel ve çılgın ülke gerçekliği nasıl düşünmeli? Bu bereketli topraklarda yaşama ne tür biçimler ve hangi anlamlar verilmeli?
 
Akıl tutulması ve öfke seli içinde savaşların, etnik katliamların, bombalamaların, sokak linçlerinin ve karanlık ölümlerin kaynağı olan bir özdeksel-aynılık-kimliklerinin hiyerarşik dünyasını mı kurgulamalıyız?

Yoksa düşüncede yakılan özgürlük kıvılcımlarıyla, duyarlılıkta yaratılan eşitlik hisleriyle tüm kimlikleri öznel-özgürleşmeye ve kardeşçe eşitlik içinde bir arada yaşamaya davet eden bir demokratik toplum öznelliği mi kurgulamalıyız?

Öteki kimliklere yaşam hakkı tanımayan öfke seli içinde kabaran, linççi bir toplum öznelliği mi kurgulamalıyız?

Yoksa tüm kimliksel var oluşların duyarlığında, kendi kendilerini ve dünyayı algılama biçimlerinde, imgelemlerinde, farklılıkları tasarımlama biçiminde öznel-ihtilâllar yaratan bir öznel kurgulamayla hiçbir kimlik etiketi, hiç bir hiyerarşik biçim tarafından meşrulaştırılmayan bir adilâne-demokratik yurttaşlık öznelliği, bir ortak-insanlık paydası kurmacası mı yaratmalıyız?

Kısaca “Hepimiz Sinemacıyız”; çünkü hepimiz kurguluyoruz.

Yaşama ve gerçekliğe bir fikir çerçevesinde, bir biçim ve anlam veriyoruz.

Ama bu güzel ve çılgın ülke topraklarında hep birlikte özgür, eşit, mutlu ve barış içinde yaşamak için ne tür öznel kurmacalar, hangi tarzda Sine-Masallar gerekli?

Kurtlar vadisi mi? Savaş çığlıkları mı?

“Haydi kızlar askere”, diyen popülizm sosuna batırılmış akıl tutulmaları mı?

Yoksa tüm özgür sinemacıların, yaşamı barış ve mutluluk temelinde biçimlendiren aydınlık öznellik kurmacalarıyla herkese açık olarak oluşturduğu evrensel bir ortak-insanlık paydası, eşit ve özgür yurttaşlıktan oluşan demokratik-politik öznellik dünyası mı?

Seçim Özgür Sinemacıların.

Yani hepimizin, tüm yurttaşların…

 METİN GÖNEN

No Comments

There are currently no comments on SAVAŞMA, BARIŞ VE SİNEMA YAP!... Perhaps you would like to add one of your own?

Leave a Comment

Increase your website traffic with Attracta.com